6:40 am - Pazar Kasım 1, 2020

Osteoporoz Nedir? Belirtileri ve Tedavisi

51 Görüntüleme Yönetici 0 Yorum
Tweet
osteoporoz

Osteoporoz (Kemik Erimesi) kemiklerin kütle kaybetmesine yol açan ve en yaygın görülen kemik metabolizması hastalığıdır. Osteoporoz yaşlanma sürecinin bir parçasıdır. Kadınlarda, açık tenli sarışın ırklarda ve ince kemik yapısına sahip insanlarda daha sık görülür. 50 yaşın üzerinde her 8 kişiden 1’inde osteporoza bağlı omurga kırığı gelişmekte olup bu oran yaş ile birlikte artmaktadır.

 Bilgi: Türkiye Osteoporoz Derneği verilerine göre; 50 yaşın üzerinde her üç kadından birinde (meme kanserinden fazla) ve 50 yaş üzerindeki 5 erkekten birinde (prostat kanserinden fazla) görülmektedir. Öte yandan bu hastalığın her yıl Amerika Birleşik Devletleri’nde 1,5 milyon kırığa neden olduğu bildirilmektedir.

Doğal beslenmeyen, yeteri kadar güneşlenmeyen ve hareket etmeyen kişilerde belirgin kemik erimesi 40 yasından sonra hissedilmeye başlanır ve yaşla birlikte görülme sıklığı artar. Günümüzde çevre kirliliği ve beslenme bozuklukları nedeniyle çok genç yaşlarda başlamaktadır. 40 yaşından sonra kemik kitlesinde her yıl % 1 oranında kayıp olurken, bu oran menopoz sonrası kadınlarda yılda % 2’ye çıkar. Yani 10 yıl içinde kemiğin -20’si kaybolur.

Aslında osteoporoz bir hastalık değildir. Bir belirtidir ve vücutta ters giden olayları düzeltmek için vücudun devreye soktuğu kompansasyon mekanizmalarının bir sonucudur. Fakat biz bu uyarıyı algılayamadığımız için, gereken zamanda müdahale etmiyor ve sonunda da bu belirtiyi bir hastalık olarak değerlendiriyoruz. Haliyle üreci yok etmek için bir girişimde bulunmadığımız ve sadece sonucun yok edilmesi ile ilgilendiğimiz için osteoporoz ilerlemekte ve biz de tedavisi ömür boyu süren ve kesin tedavisi olmayan bir hastalık olarak görmekteyiz.

Osteoporoz Belirtileri

Osteoporoz, yaşam süresi beklentisini ve kalitesini azaltır. Osteoporozda görülen şikayetler ve belirtiler, özel değildir. Erken evrede fark edilmesi neredeyse olanaksızdır ve başlangıç sinsidir. Oysa kompansasyon mekanizmaları bilinirse, osteoporoz geliştiği veya gelişeceği de değerlendirilebilir. Erken evrede, kemik grafileri ve kemik mineral dansite ölçümleri bile tanıyı koymaya yardım etmez. Bizim erken tanı dediğimiz olgularda, artık kemik dansitesi azalmıştır. Sadece kırık yoktur. Oysa kemiğin kalitesi bozulmuştur. O nedenle esas erken tanı, ancak kemiğin kalitesinin değerlendirilmesi ile konabilir.

Şikayetler, ancak kırık olduktan sonra ortaya çıkar. Hastalık ilerledikçe kemik ağrıları görülür. Bu ağrıların nedeni, kemik grafilerinde görülmeyen küçük kırıklar ve kemiğin kalitesinin bozulmasıdır. Hastalar şikayetleri olmadıkça doktora gitmediklerinden, ilk ortaya çıkan belirtilerden biri olan ağrı, sanki osteoporozun bir bulgusu gibi değerlendirilir. Ağrı olmadığı sürece, hastalar da kendilerinin hasta olduğunun farkına varmazlar ve kemiğin kalitesinin korunması için çok gerekli olan zamanı kaybederler. Kırıklar olmaya başlayınca bölgesel ağrı görülür ve yük taşımakla artar. Bölgesel hassasiyet mevcuttur. En erken ve en hızlı kemik kaybı, omurga kemiklerinde görülür. Boy kısalması olur. Sırt ağrıları ve sinir köklerinin basısına bağlı şikayetler, omurganın çökme kırıklarında ortaya çıkar. Hareketler kısıtlanır. Kalça kırığı acil ameliyat gerektiren bir durumdur. Derin ven trombozu denen damarlarda pıhtı oluşumu ve akciğer embolisi denen pıhtının akciğer damarına gitmesi görülür. Ölüm ve sakat kalma riski çok yüksektir.

Osteoporoz Tanı

Hastanın fizik muayenesinde bir bulgu saptanamaz. Kan kalsiyum, fosfor, magnezyum ve alkali fosfataz değerleri genellikle normaldir. Osteoporozda düşük kan 25 OH D3 vitamini ve idrarda yüksek hidroksipirolin düzeyleri mevcuttur. Kemik kitlesindeki kayıp ancak %30’un üzerine çıktığında, kemik grafilerinde yoğunluğun azaldığı görülebilir. Risk faktörleri bilinirse, osteoporoz özellikle aranmalıdır.

Osteoporoz Nedenleri

1) Yaşlanma
2) Genetik ve çevresel faktörler:

  • Beyaz tenli sarışın
  • İnce kemik yapısı
  • Güneş ışığından mahrum kalma
  • Hareketsiz yaşam
  • Yetersiz Beslenme

3) Kronik ilaç kullanımı

  • Heparin, kortikosteroid vs

4) Endokrin Hastalıklar

  • Diyabet, akromegali, hipertiroidi,
  • D vit.eksikliği, östrojen ve testosteron eks. vs.

5) Sistemik Hastalıklar

  • Lösemi, lenfoma, malign tümörler, FMF, kronik karaciğer ve böbrek hastalıkları, C vit. Eksikliği
Osteoporoz Risk Faktörleri

Osteoporoz için değiştirilebilen ve değiştirilemeyen risk faktörleri mevcuttur.

Değiştirilemeyen risk faktörleri;

  • Yaş: Hem erkeklerde, hem de kadınlarda önemlidir.
  • Kadın cinsiyet,
  • Özellikle menopozdan sonra östrojen eksikliği,
  • Erkeklerde testosteron eksikliği,
  • Bazı etnik gruplarda daha sık,
  • Aile hikayesi

Bazı faktörler kontrol edilebilir. Bunlar değiştirilebilen risk faktörleri olup;

  • Aşırı alkol alımı: Az miktarda alkol alımı osteoporoz riskini artırmaz. Hatta faydalı bile olabilir. Fakat uzun süre fazla içki içmek, özellikle genç yaşlarda riski önemli derecede artırır.
  • Vitamin D eksikliği: Hafif eksikliği, parathormonun artmış yapımı ile birliktedir. PTH da kemik kaybını artırır.
  • Sigara içmek: Dışardan uygulanan östrojenin yok olmasını artırır. Osteoblast denen kemik yapımında görevli hücrelerin çalışmasını durdurur. Böylece bağımsız bir risk faktörü olarak ortaya çıkar.
  • Vitamin ve mineral eksikliği: İyi bir kemik yapısının sürdürülmesinde beslenme önemli ve karmaşık bir role sahiptir. Kalsiyum ve fosfor, magnezyum, çinko, bor, flor, bakır, vitamin A, K, E ve C eksikliği, bilinen risk faktörleridir. Aşırı sodyum da risk faktörüdür.
  • Yüksek kan asiditesi: Diyetle ilişkilidir ve kemik antogonisti olarak bilinir. Fazla protein alımı asiditeye neden olarak pozitif bir risk faktörüdür. Burada protein kadar önemli olan, suyun kalitesi ve alınması gereken minerallerin varlığı, miktarı ve kalitesidir.
  • Düşük protein alımı: Erişkin dönemde daha düşük tepe kemik kütlesine ve yaşlılarda daha düşük kemik mineral dansitesine neden olur.
  • Omega 6/omega 3 arasındaki dengesizlik: Tedavide faydalandığımız bir durumdur.
  • Yüksek proteinli diyet: Fazla protein tüketilmesi genellikle ihmal edilen bir nedendir. Hayvansal proteinlerin fazla yenilmesi, kemiklerden kalsiyum alınması ve idrarla kalsiyum atılmasını artırır. Etin osteoporoza neden olması, ortamı asidik yapması ile izah edilmektedir. Böbrekler, pH değeri 5‘in altında olan idrar oluşturamaz. Bu nedenle et, balık ve tahılların yenilmesi sonucu oluşan daha çok fosfat ve sülfatlar, kısmen kemikten gelen kalsiyum ile tamponlanırlar. Böylece idrar atılır hale gelirken, kemik kalsiyumu da azalır. Protein tüketiminin artması ile kemik yoğunluğunun artması veya azalması, sadece protein alımı ile ilgili değildir. Beraberinde alınan gıdaların miktarı ve asidik ya da bazik (alkali) olması ve beraberinde diğer gerekli mineral ve vitaminlerin alınıp alınmaması ile ilgilidir. Proteinli gıdalar (et, süt, süt ürünleri, yumurta), tahıllar, rafine yağlar, şekerler ve rafine diğer gıdalar asit yükünü artırırken, sebzeler ve meyveler asit yükünü azaltırlar. Böbreklerin attığı asit miktarının fazla olmasının tek nedeni, alkaliden zengin sebze ve meyvelerin yeteri kadar alınmaması değil, ayrıca et ve tahıl gibi besinlerin işlenmesi sırasında potasyum ve magnezyum gibi alkali yapıcı minerallerini kaybetmesidir.
  • Fiziksel stres: Kemik modellemesi fiziksel stres altında olur. Kilosunun altında, kemik modellemesi inaktif durumda kalır. Erişkin çağda yapılan egzersiz, tepe kemik kütlesini artırır.
  • Aşırı fizik egzersiz: Kemiklerde sürekli zarar oluşturur. Maraton koşucularında görülür. Kadınlarda östrojen azalır ve osteoporoza meyilli bir durum yaratır. Artmış fiziksel aktiviteye paralel, uygun, eksiklikleri tamamlayan bir beslenme planının uygulanması gerekir.
  • Ağır metaller: Kadmiyum ile birliktelik saptanmıştır. Düşük miktarda kadmiyuma maruz kalmak, her iki cinste, kemik mineral dansitesini azaltır. Ağrıya neden olur ve kırık riski artar. Yüksek miktarlarda maruz kalmak osteomalasi denen kemik yumuşamasına neden olur.
  • Meşrubatlar: Fosforik asit içeriği osteoporoz riskini artırır.
  • Kafein: Bu konuda fikir birliği yoktur. Fakat asiditeye neden olması ve mikrodolaşımı bozmasından dolayı rol oynar.

Osteoporozun Sık Görüldüğü Durumlar

Bazı hastalıklar ve bozukluklarda daha sık görülür. Bu hastaların osteoporoz yönünden izlenmeleri ve önleme tedbirlerinin alınması gerekir.

  • Hareketsizlik, kemik kaybına neden olur. Kemik kırıldığında hareketsiz kalınması bölgesel osteoporoz oluşumuna neden olur. Bu durum, sporcu gibi yüksek kemik dönüşümlü kişilerde daha yaygın görülür. Yatalak olan veya herhangi bir nedenle tekerlekli sandalye kullanmak zorunda olanlarda da kemik kaybı olur.
  • Gonad hormonlarının az olması sekonder nedendir. Turner sendromu, Klinefelter sendromu ve Kalman sendomu gibi hipogonadizm, anoreksia nervosa, andropoz ve prolaktin yüksekliğinde osteoporoz olur.
  • Hormon bozuklukları: Cushing sendromu, hiperparatiroidizm, tiroid bezinin fazla çalıştığı ve tiroid hormonunun arttığı durumlar, hipotirodizm, tip 1 ve tip 2 diyabet hastalığı, akromegali denen büyüme hormonunu fazla olduğu durum ve Addison hastalığı denilen böbrek üstü bezi hormonu kortizolun azlığına bağlı endokrin hastalıklarda kemik kaybı uyarılır.
  • Hamilelik ve süt emzirme döneminde de geri dönüşümlü kemik kaybı olur.
  • Bağırsakların emilim bozukluklarında osteoporoz olur. Çölyak hastalığı, Chron hastalığı, gastrektomi denen midenin alınması, bağırsak rezeksiyonu ve intestinal bypass cerrahisi gibi ameliyatlar osteoporoza meyilli durumlardır.
  • Blumia denen yeme bozukluğunda osteoporoz gelişebilir.
  • Romatolojik hastalıklar: Romatoid artrit, ankilozan spondilit, sistemik lupus ve poliartiküler juvenil idiopatik artrit gibi hastalıklarda osteoporoz riski artmıştır.
  • Sistemik hastalıklar: Amiloidoz ve sarkoidoz gibi sistemik hastalıklar da osteoporoza yol açabilir.
  • Böbrek yetmezliklerinde osteodistrofi görülür.
  • Kan hastalıkları: Multipl miyeloma ve diğer monoklonal gammapatiler, lenfoma ve lösemi, mastositoz, hemofili, orak hücreli anemi ve talasemi denen Akdeniz anemisi osteoporozla ilişkili hematolojik hastalıklardır.
  • Çeşitli genetik hastalıklarda da osteoporoz olur. Osteogenesis imperfekta, Marfan senromu, hemokromatozis, hipofosfatasia, glikojen depo hastalıkları, homosistinüri, Ehler Danlos sendromu, Porfiria, Menkes sendromu,epidermolizis bullosa ve Gaucher hastalığı bu gruptadır.
  • Skolyozlu hastalar daha yüksek osteoporoz riskine sahiptirler.
  • Parkinson hastalığı ve kronik tıkayıcı akciğer hastalıkları (KOAH) olan hastalarda kompleks bölgesel ağrı sendromunun bir özelliği olarak, kemik kaybı olur.
Osteoporoz Tedavisi

Osteoporoz önlenmesi ve tedavisinde kullanılan bir grup ilaç mevcuttur. Ne var ki bu ilaçlar bir dereceye kadar kemiğin kendisini yenilemesine yardımcı olmalarına karşın osteoporozu “tedavi” etmezler. Bu nedenle ilaç tedavisini altındaki hastalarda kemik sağlığı için diğer önlemlere uymak zorundadır. Tedavide kullanılan ilaçlar kalsiyum, D vitamini, bisfosfonatlar, hormon tedavileri ve kalsitoninler gibi değişik ilaç gruplarını içermektedir. Bu ilaçlar hekim tarafından hastanın durumuna uygun biçimde seçilerek kullanılırlar. Bende osteoporoz var mı? Ne yapmalıyım? Yukarıda anlatılan belirti ve bulgular ışığında sizde Osteoporoz hastalığı olabileceğini düşünüyorsanız, bu durumu aydınlatmak için “kemik yoğunluğu ölçümü” testini yaptırmanız gerekir. İç hastalıkları uzmanlarımız testin yapılması ve yorumlanmasında size yardımcı olacaklardır.

  • Öncelikle çocukların kemik gelişiminin sağlanması ve kemik yoğunluğunu genetik yapının müsaade ettiği en üst seviyeye çıkartmak esastır.
  • Dengeli Beslenme (Süt, yoğurt, peynir, yumurta ve et)
  • Güneş ışığı (D vitamininin aktif forma geçmesi cilt yüzeyinde ve güneş ışığı altında olabilmektedir. Bu nedenle düzenli olarak tenimize güneş ışığı almamız gerekir.)
  • Varolan sistemik hastalıkların tedavisi
  • Kalsiyum ve vitamin D takviyesi
  • Etodronat ve risitronatlar
  • Östrojen veya testosteron takviyesi
  • Kalsitoninler
  • Anabolizanlar

Osteoporoz gelişimine karşı neler yapılabilir?

Osteoporoz çocukluk çağından başlayan ve yaşam boyu devam ettirilecek bazı basituygulamalarla önlenebilir. Bunların başlıcaları yaşam boyu uygun miktarda kalsiyum alımının sağlanması, düzenli egzersiz ve kadınlarda yeterli estrojen, erkeklerde yeterli testosteron düzeylerinin korunmasıdır. Çocukluk çağında ve ergenlikte güçlü kemiklere sahip olmak, ilerleyen yaşlarda ortaya çıkacak osteoporozdan korunmada en büyük yardımcıdır. Bu çağlarda yeterli kalsiyum alımının sağlanması ve yeterli genel beslenme son derece önemlidir. Bu dönemdeki yürüyüşler ve düzenli egzersizler, kemik kütlesinin sağlanmasında önemlidir. Genç insanlar sigara, aşırı zayıflık ve alkol tüketimi gibi zararlı davranışlardan da uzak tutulmalıdır.

Tepe kemik kütlesi yirmili yaşlarda sağlanır ve sonraki 20 yıl boyunca hafif birazalma gözlenir. Bu dönemde kişilerin diyetinde düşük kalsiyum ve D vitamini, aşırı sigara ve alkol tüketimi, hareketsiz bir yaşam tarzı veya kemik metabolizmasına etkili ilaçların kullanımı varsa kayıp beklenenin üzerinde olacak ve ilerisi için risk yaratacaktır. Daha ileri yaşlarda kemik kaybı artar. Hızlanmış kemik kaybı kadınlarda 40’lı yaşlardan itibaren izlenirken, erkeklerde daha geç yaşlarda ortaya çıkar ve kadınlardaki kadar hızlı değildir. Yaşlı kişiler yeterli düzeyde günlük kalsiyum ve D vitamini almaktan yarar sağlayabilirler. Bu dönemde de fiziksel aktivitenin düzenli biçimde sürdürülmesi kas tonusunu, eklem hareketliliğini ve kemik sağlığını korumak için esastır.

Beslenmede nelere özen göstermeli?

Kalsiyum kemik sağlığı için birincil önemdeki maddedir. Bu nedenle günlük kalsiyum ihtiyacınızı sağlayacak kalsiyum içeren yiyecekleri tüketmeye özen göstermelisiniz. Ancak estrojen eksikliği, fiziksel aktivite yokluğu, alkol ve sigara tüketimi gibi nedenlerin varlığında kalsiyum, kemik kaybından korunmada tek başına yeterli olamaz. Kalsiyum gereksinimi yaşam boyunca değişir.

Menopoz sonrası dönemdeki kadınlar ve yaşlı erkeklerde kalsiyum ihtiyacı artar. Özelikle süt ve peynir, yoğurt gibi süt ürünleri kalsiyumdan zengin gıdalardır. Zenginleştirilmiş ürünler kemik sağlığının korunmasında önemli diğer bir etken olan D vitamininide içerirler. Ancak “laktoz intoleransı” olan (süt ve süt ürünlerini tükettiklerinde sütün içerdiği bir tür şekeri parçalayamayan) kişiler bu tür gıdaları tüketmekte zorlanabilirler. Bu durumdaki kişiler ya laktozsuz ürünlerkullanmalı, ya da balık, yeşil salata, lahana, brokoli, badem gibi kalsiyumdan zengin besinlerin tüketimine ağırlık vermeleri gerekir.

Bazı gıdalar ve içecekler emilimi azaltarak (ıspanak, fasulye, kahve, kolalı içecekler gibi) ya da idrarda atılımını artırarak (tüm yüksek protein ve sodyum içeren besinler) vücudun besinlerle alınan kalsiyumu kullanmasını engellerler. Bu besinler vücut için son derece önemli diğer besleyici faktörleri içerdiklerinden ötürü diyetten çıkarılmamalı, ancak kalsiyumdan zengin besinlerle bir arada tüketilmemelerine dikkat edilmelidir.

Hangi tür egzersizler yararlı olur?

Güçlü kemik ve kaslara sahip olmak ve korumak için yaşam boyu sürdürülecek egzersiz hayati derecede öneme sahiptir. Egzersizle kaslar gibi kemiklerde güçlü ve sağlam hale gelir. Yatağa bağımlı hastalarda hareket azaldığı için ciddi kemik kayıpları ortaya çıkar. Ağırlık yükleyici egzersizler ve direnç egzersizleri kemik sağlığı için en iyi egzersizlerdir. Ağırlık yükleyici egzersizdeki “ağırlık”la ayaklarınız ve bacaklarınızın taşıdığı vücut ağırlığınız kastedilmektedir. Yürüyüşler, yavaş tempolu koşular, merdiven çıkmalar ve danslar ağırlık yükleyici egzersizlerin örnekleridir. Direnç egzersizleri ağırlık kaldırmak ve ağırlık makineleri ile yapılan egzersizlerdir. Günlük yaşam aktiviteleri ve çoğu sporlar bu iki tür egzersizin değişen oranlarda karışımını sağlar. Aktif bir yaşam tarzı kasları ve kemikleri güçlendirir. Yaşlı insanlar bu konuda bilgili bir sağlık personelinin düzenleyeceği egzersiz programını uygulamalıdırlar. Kişinin sağlık durumuna göre düzenlenmiş egzersiz programı yürüyüş, merdiven inip çıkma gibi düşük etkili aktiviteleri içerebilir. Osteoporoza bağlı kırıkların büyük bölümü düşmeler sonucunda ortaya çıktığından egzersiz programları denge eğitimi de içermelidir.

Düşmekten kaçınmak için neler yapmalı?

Yaşlı insanlarda ve osteoporoz hastalarında kırık oluşumunu önlemek için düşmeden koruma önemlidir. Denge bozuklukları, kas güçsüzlüğü, görme bozuklukları, alkol ve bazı ilaçları kullanmak gibi pek çok etken düşmeye zemin hazırlar. Bu nedenle osteoporozunuz varsa veya düşme riski taşıyan bir kişiyseniz ev içinde ve dışında bazı basit önlemeleri almanız zorunludur. Ev içinde çorapla ya da kaygan tabanlı terliklerle dolaşmamalısınız. Giyeceğiniz ayakkabı ve terlikler alçak topuklu ve kaymayı önleyici lastik tabanlı olmalıdır. Evdeki kilim, paspas gibi küçük ve kolayca katlanan dokumalar ayağınıza takılarak düşmenize neden olabilir, bu nedenle kaldırılmalıdırlar. Duşta, küvette ve tuvalette kenarlara tutunma yerleri monte edilmelidir. Yatak odasında ve koridorlarda gece lambası bulundurmak yataktan kalkıp diğer odaya geçerken görüşünüzü sağlamada yardımcı olacaktır. Ayrıca yaşlı hastaların görme ve işitme keskinliklerinin izlenmesi için düzenli yıllık muayene olmaları gereklidir.

Loading...
5/5 - 2
You need login to vote.
UYARI: Yorumlarda link kullanmayınız. Link içeren yorumlar otomatik olarak spam kabul edilmektedir.
Bir Cevap Yazın